Antipatizan

Antipatizan

"ay" Etiketli Yazılar
Dünyamızın biricik doğal uydusu, aydınlık gecelerin sorumlusu ay hakkında bilinenler ve bilinmeyenleri toparlayasım var bugün. Ay sadece ulaşılabilir görüntüsü ile uzay çalışmalarını hızlandıran, yerine göre de hayal gücünü ateşleyen güçlü bir metafor. İnsanoğlunun uzay macerasını hızlandıran ve ilham veren bir numaralı gök efsanesine yeryüzü sanatı da çok şey borçlu. Yazımda ara ara bunlara da yer vereceğim.
Dark Side of the moon
Ay'ın Arka Yüzü
Mitler ve Efsanelerden başlayarak ay yolculuğumuza başlayalım:
Efsanelere geçmeden önce bazı batıl inanışlardan bahsedelim. Ayla ilgili ilginç inanışlar şöyle, Dolunay ışığına maruz kalarak açık havada uyumanın insanı delirttiği hatta kadınları hamile bıraktığına dair garip bir inanış var. Yılbaşında dolunay olmasının uğursuz bir yıl getireceğine, Bir ay içinde iki kere dolunay olursa o ay havaların kötü olacağına, ayı parmakla göstermenin uğursuz olduğuna inanılıyor.
Ay bir çok efsanede doğurganlık, üreme ve doğumla ilişkilendirilen bir kavram bunun sebebinin 30 günlük ay döngüsü ile kadınların adet döngüsünün ilişkilendirilmesi olduğu düşünülüyor.
Chang'e: Çin mitolojisinde Ay'da yaşadığına inanılan kadın, hikayenin özünde ölümsüz "Chang'e" ve kocası kötü davranışları nedeni ile ölümlü olmakla cezalandırılır, tekrar ölümsüz olmak için bir iksir bulurlar ama Chang'e açgözlülükle iksirden çok içerek aya yükselir ve orada yaşamaya mahkum olur.
Ay'daki Tavşan: Bir çok kültürde farklı tavşan mitleri var sebebi de resimdeki ilizyon olmalı. Ayrıca Çin efsanesine göre Chang'e ile beraber aya gittiği rivayet ediliyor.
Ay'daki Adam: Yine basit bir {Pareidolia|http://suphecimelek.wordpress.com/2010/06/21/pareidolia/} örneği. Çeşitli kültürlerde binlerce farklı ayda yaşayan adam efsaneleri mevcut. Hemen şuracıkta siz de bir tane yazabilirsiniz. (R.E.M. Man On the moon: {http://www.youtube.com/watch?v=1hKSYgOGtos})
Anningan: Alaska ve Grönland 'da anlatılan bir efsane, Ay Tanrısı Anningan Kız Kardeşi güneş tanrıçasına tecavüz eder bununla kalmayıp hala onun peşinde koşmaktadır. Kovalamaca sırasında acıktıkça gücünü kaybeder ve görünmez olur, gücünü toplayınca tekrar kovalamacaya başlar.
Mawu: Afrika'da anlatılan bir mit. Mawu karısı güneş tanrıçası Liza'ya bağlıdır. Onu takip eder. GÜneş ve ay tutulmaları çiftlerin aşk zamanıdır.
Yunan Tanrıçası Selene (Luna) miti, Artemis, Aztek Tanrısı Tecciztecatl (Tavşan olarak da tasvir edilir), Hindu tanrısı Soma, Yeni Zellanda mitlerinde geçen Ayda yaşayan Kadın Rona gibi bir çok mit karakteri de Ay'la ilişkilidir.
Kurt Adamlar ve Dolunay ilişkisinden de bu noktada bahsetmemek olmaz. Kurtların ay ışığında iyi görebildikleri için özellikle dolunayda geceleri avlanmayı sevdikleri biliniyor, efsanenin kökeninde bunu görmek mantıklı. Bir çok insan dolunayın insanları delirttiğine inansa da bilimsel olarak gelgitler ve yakamozların edebiyata konu olması ve ayın ilham vericiliği dışında, Ay'ın insan üzerinde kanıtlanmış hiçbir psikolojik, fizyolojik etkisi yok. Çılgınlık anlamına gelen "lunacy" kelimesinin "Luna" kökeninden türemesi de bu noktada ilginç.
İslam dünyasında Hz. Ali'nin isminin ayda yazdığına dair bir inanış da mevcut.
Ay BenzetmeleriAy Pareidoliaları
Tarih: 06/24/2010   Yorum: 3
İnternet medyasının diğer medya organları gibi belli bir kesime hizmet etmemesi, yandaş olamayacak kadar kozmopolit olması en güzel yanıydı, yanıydı çünkü artık editör orduları ve site kapattıran avukat orduları ile tekel medyası da internetin inceliklerini öğrenmiş durumda.

Sanal Aktivist
E-Aktivist
Sosyal paylaşım ortamlarında özgün içerik oluşturma özürlü kullanıcılar sayesinde internet medyası da aynı tas aynı hamam. Birilerinin hedeflerine hizmet eden içerikler ordan oraya paylaşılmakta, boş beyinler için armut piş ağzıma düş tarzı görüşlere dönüşmekte.
Geçmişte kahvehane köşelerinde okudukları milli mecmuaların köşe yazarlarının görüşlerini birbirine satan tek tip insana alışmıştık, artık internet sayesinde daha değişik görüşler duyacağımızı düşünüyorduk ama yanılmışız.

Sözlükler ve özgür bloglar olmasa internetin hali acınacak durumda görünüyor ama sanki bu tarz özgür platformlarda da körler ve sağırlar birbirini ağırlıyor gibi görünüyor. Neden bilinmez bu ortamlarda yaratılan harika içeriklerin paylaşıldığını hiç görmezken , yine aynı ortamlardan çıkan cinsellik ve komedi tadındaki yazılar çalına çalına internet klişelerine dönüşüyor.
İşin en vahim yanı evinde topluma hizmet edememenin ezik psikolojisine mahkum olmuş asosyal kesimin kan aranıyor duyurusu forward ederek, kanserli çocuk fotoğrafları paylaşarak ve Facebook Atatürk fan sayfalarına üye olarak bir anda en büyük aktivist, en büyük idealist olması, en büyük sosyal bilince kavuştuğunu düşünmesi.

Sosyal paylaşım sayfalarına karşı değilim, hatta çok yararlı olduklarını düşünüyorum, toplumun kendi gündemini oluşturması için büyük olanaklar sunuyorlar. Fakat ne yazık ki yine aynı gündem yine aynı görüşler. Özgür gündem adı altında sunulan haber içerikleri başlangıçta umut vaad ediyordu fakat şimdi görüyoruz ki daha fazla hit ve basite kaçma arzusu ile özgür gündem iddialı özgür basın, milli gazetelerden copy paste yapmanın ötesine geçemiyor. İşin en ilginç yanı internet gibi büyük bir platformun artık televizyonu ve medyayı yönetmesi gerekirken nadiren internet kaynaklı oluşumların tv'de gösterilmesine bile şaşırıyoruz. Hala internet içeriğini televizyon oluşturuyor. Ne yazık ki internette özgün içerik oluşturması beklenen küçük kesim de üzerine düşeni yapmak yerine pembe dizileri anlatan bloglar, çapsız köşe yazarlarının çapsız yazıları hakkında yorumlar ve birbirlerini dışlayan faşizan haber yorumları yapmaktan öteye geçemediler.
Facebook MilliyetçisiFacebook Milliyetçileri

Bu yazımda sokaklara dökülelim çağrısı yapmıyorum. Herkes idealist olmalı, eylemci olmalı, gerçek aktivistler olmalı şeklinde bir düşüncem de yok. Ama en azından hiç kimse piyon olmamalı diye düşünüyorum. Paylaşmak ondan aldığını buna vermek değildir. Eğer paylaştığınız şeye kendiniz bir şey koymamışsanız ve onda sizin emeğiniz yoksa bu paylaşmak değildir. Bu durum özgür internet için ve paylaşım adına olduğunu iddia ederek çaldıkları mp3'leri başkalarına dağıtan sahtekarlardan hiç farklı değil. Modern çağın Robin Hood'u olmak istiyorsanız yol bu değildir.
Tarih: 06/25/2010   Yorum: 2
Popüler Yazılar
Son Yazılar
Etiketler
Tavsiyeler