Antipatizan

Evrim Teorisinden Garip Çıkarımlar

Charles Darwin
Charles Darwin
Darwin 1859 yılında muhteşem eseri "Doğal Seçilim Yoluyla Türlerin Kökeni" ya da "Yaşam Mücadelesinden Avantajlı Soyların Korunumu" kitabını yayınladığında düşüncelerinin neleri değiştireceğinin belki de farkında değildi. Yaratılışçıları derinden sarsan bu düşünceler bir çok tepki almasına karşın, bir çok konuda da yanlış yönde algılamalarla garip etkilere sebep oldu. Teorinin garip yansımlarından biri olan Sosyal Darwinizm evrim teorisinin insan toplumlarına uyarlanmasındaki çarpıtmalardan biri idi. Sosyal Darwinizm Darwin'in biyoloji alanındaki doğal seçilimiyle pek ilgisi olmayan daha çok Spencer'ın sosyal evrim düşünceleriyle ilgili bir kavram olmasına rağmen genellikle kasıtlı olarak Darwin'e mal edilmektedir. Darwin her ne kadar teorinin biyoloji alanında kuramlara sahip olsa da bu tür saptamaların farkındaydı. Sosyal Darwinizm ekonomik ve toplumsal alanda büyük balığın küçük balığı yutması ile insanlığın gelişeceğine dair varsayımlar üreterek vahşi kapitalizm, sömürgecilik ve faşizmi destekleyen boyutlara ulaşmıştı. En uygun olanın hayatta kalması ilkesi toplumsal alanda ne yazık ki doğuştan gelen ırksal farklılık iddialarını destekledi, sömürgecilik, öjeni ve işgalleri destekleyen bir ilkeye dönüştü.

Öjeni veya öjenik Sir Francis Galton tarafından öne sürülmüş sağlıksız ceninleri sağlıklı ceninlerden ayırmaya yönelik toplumsal bir felsefe olarak Darwin'den sonra batıda epeyce taraf toplamıştı. Eugenics (Öjeni) eski Yunan'da "iyi tür" anlamına geliyordu ve Eflatun tarafından Devletin doğum kontrolü alanında etkin olması gerektiği düşüncesini ifade ediyordu. Bu düşüncenin sapkın etkileri ile özürlü kimseler üzerinde kısırlaştırmalar uygulandı. 20. yüzyılın başlarında insan ırkının ıslah edilmesi maksatıyla sakat, hasta ve özürlü kimseler üzerinde zorla kısırlaştırmalar uygulanırken faşizmin etkileri ile azınlık olan ırklar da bu baskıların altında ezildi. 1912 yılında yapılan Öjeni kongresi ile bu garip yaklaşımlar zirveye ulaştı, suç işlemiş kişiler, eşcinseller ve zeka özürlüler ırksal açıdan insanoğlunun evriminde geri dönüşü temsil edenler olarak algılanıp toplum üzerindeki biyolojik yük olarak damgalandılar. Bu dönemde suç işleyen sapkın kişilerin maymunsu ata tipinde oldukları bile öne sürüldü ve suçluların benzer vücut işaretlerine sahip oldukları iddia edildi. Bu yönde sınıflandırma çalışmaları bile yapıldı. 1907'de kurulan Öjeni Cemiyeti'nin yaptığı bu tip çalışmaların başında o dönemde Darwin'in oğlu Leonard Darwin bulunmaktaydı. 1900'lardan 1940'lara kadar Avrupa ve Amerika'da Öjeni çalışmaları ve çıkarılan bazı yasalarla yarım milyondan fazla insanın kısırlaştırıldığı bilinmekte. Beyazların şempanzelerden, siyahların gorilden ve doğulu ırkların da orangutandan geldiğini öne sürecek kadar ileri giden bu çılgın dönem nazi Almanya'sının soykırım faaliyetleri ile çığrından çıkmıştı.
Kapitalist düşünce içinde çabucak kabul gören evrim teorisinden garip çıkarımlar yapan patronlar ve büyük tekeller yaptıklarını ört bas etmek veya ahlaki bir temele dayandırmak için teoriye sarılmışlardı. Bu noktada Karl Marx'ın Darwin'in çalışmalarında kapitalist sistemin özelliklerine rastladığını bir çok kez belirttiğini vurgulamak gerekir. Bu noktada çarpıtılan şeyin güçlü olan ayakta kalır ilkesinin güçlü olan haklıdır'a dönüşmesi olduğu görülüyor. Devletin sosyal yardımlarda bulunmak yerine güçlü olanları destekleyerek toplu bir ileriye gidişi desteklemesi gerektiği düşünülmeye başlanmıştı ve bu uluslar arası arenada diğer zayıf milletleri ezen bir anlayışla emperyalizme destek olan bir görüşe dönmüştü.

Tüm bu çarpıtmaların hangi amaçlara hizmet ettiği gayet net ortadayken, bilimsel bir teoriden fikirsel düzeyde nasıl yararlanabileceğini göstermesi açısından sosyal Darwinizm ve Öjeni gibi kavramlar oldukça ilginçtir. Darwin yumuşak huylu ve anlayışlı bir insan olarak bilinmekteydi bu tür görüşlere açıkca destek verdiğine dair hiçbir bulgu yoktur, fakat dönemin şartlarında en azından bunların farkında olduğunu ve açıkca itiraz etmediğini biliyoruz. Darwin'in köleliğin meşru olduğu ve siyahların hiçbir haklarının olmadığı bu Viktöryen dönemde yaşayan herhangi biri gibi aşırı milliyetçi ve hafif faşizan görüşlere sahip olduğu bilinmektedir.

Biliyoruz ki bilim kötü emellere alet olabilmekte kötü silahlara dönüşebilmektedir. Bilim adamları da gökten nur içinde inmedikleri için kötü insanlar olabilmektedir. Bu yazının da amacı doğal olarak ne Darwin'in kişiliğini savunmak ne de bilim insanlarının mükemmeliyetlerini ispatlamaktır. Bilimi çarpıtmak, kötü amaçlara hizmet için kullanmak ve sapkın düşüncelere dayanak noktası haline getirmek kötü olandır. Gerçek olan bilimdir.

Günümüzde evrim karşıtları ve yaratılışçılar bu verdiğim örnekler ile Evrim Teorisini çökertmeye çalışırken de bilimsel bir görüşün ne derece çarpıtabileceğinin en güzel örneklerini sergiliyor görünüyorlar. Sanat eserlerini sanatçının kişiliği ile yorumlamaya benzeyen bu hata, çirkin bir ressamın güzel bir resim yapamayacağını savunmak gibi görünüyor. Newton mükemmel bir kişiliğe sahip değildi ama hepimizin bildiği gibi yerçekimi var, yeryüzünden uçup gitmiyoruz ve kafamıza elmalar düşebilir. Einstein'ın izafiyet teorisi ile geliştirilen teknolojiler atom bombasını yaratmış ve binlerce insanı öldürmüştür ama bu kötüye kullanım teorinin yanlış olduğunu göstermediği gibi bilimin de kötü olduğunu ortaya koymuyor. Bilimsel bir teoriyi tartışırken kişileri tartışmak veya bilim dışı düşünceler üzerinden bilime karşı çıkmak basit savunma mekanizmaları olarak insanın zayıf yönlerini ortaya çıkarmaktan öteye gitmiyor görünüyor. Darwin henüz Mendel'in kalıtım çalışmalarından ve genler hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan nasıl varolmuş olabileceğimiz ve canlıların nasıl çeşitlendiğini muhteşem bir öngörü ve bilimsel disiplinle keşfetmiş ve bilimin önünü açmıştır. Günümüzde biyoloji bilimi Darwin'in izinde giderek gelişmiş, bilim adamları çok farklı buluşlarla evrim teorisini defalarca desteklemiştir. Aynı öze sahip olsa da evrim teorisi Darwin'den bu yana çok yol kat etmiştir. Bilimsel bir teorinin karşısında dururken 1800 'lü yılların örneklerini kurcalamak ve teorinin o zamanki haline saldırmanın da nasıl bir zayıflık olduğu açıkca ortada görünüyor. Darwin'e inanan Darwin'e tapan kimse tanımadığım için Darwin'e saldırmanın veya Darwin'i öldürmenin gerçek bilimi öldürmeyeceğini de biliyorum. Bizim bir teorimiz var, sizin teoriniz nedir? İnancınız değil.
Tarih: 18 Ekim 2010 Pazartesi   Okunma Sayısı: 2441
Yorumlar
Siz de bir şeyler yazın:
Yorum Yapın
İsim:

E-Posta:

kapa
Üstteki resimde yazan kelimeyi yazınız:

Yorum:


Son Yazılar
Popüler Yazılar
Etiketler
Tavsiyeler