Antipatizan

Occam'ın Usturası

Mısır Piramitleri gibi görkemli yapıların zamanın koşulları ile nasıl inşa edilebildiğine şaşırıyor ve bunun için mantıksal bir açıklama üretmek istiyorsunuz. Açıklaması zor görünen bu problem için basit bir çözüm üretme kaygısı ile zamanın teknolojisi ile bunun yapılabileceğini aklınız almıyor ve yanlış yönde bir sıçrama ile cevaplıyorsunuz; "Uzaylılar yapmış olmalı". Karmaşık bir problem için daha karmaşık bir çözüm. Tebrikler artık çözmeniz gereken daha ciddi problemleriniz var. Uzaylılar nerden ve nasıl gelmişlerdir?, hangi teknolojileri kullanıyorlar?, elimizde kanıt var mı? neden onlara dair açık kanıtlara ve teknoloji izlerine ulaşamıyoruz? gibi çok daha karmaşık ve çözülmesi zor problemlerle baş etmektense akla ilk gelen ve daha az varsayım içeren açıklama nedir peki. Tabi ki çok fazla insan gücü kullanarak ve dönemine göre akıllı mühendislik çözümleri ile yapılmış oldukları. Hangi teori akla daha çok yatkındır ve test edilebilir düzeydedir? En basit ve sade olan açıklama genelde en doğru olandır tabi ki en kolaya kaçılan açıklama değil.

Occam'ın Usturası
Occam'ın Usturası
Tıp öğrencilerine doğru teşhis için bir tavsiye niteliğinde sunulan Occam'ın Usturası (Occam's Razor) ilkesi ile daha yüksek olasılığa sahip ve test edilebilir örneklerle desteklenecek önyargılara sahip olmanın yararları anlatılır. Böylece göz önünde olanın kaybedilmesinden kaçınılabilir.
Occam'ın Usturası; Bir problemin birden fazla teorik çözümü olduğunda en basit ve en az varsayım içeren olguyu tercih etmenin doğru olacağını savunan bilimsel bir prensiptir. En basit açıklamanın en doğru olduğu gibi algılanmaması gerekir. Daha çok bir açıklama için durumu daha karmaşık hale getirecek ihtiyaç duyulmayan verilerden kaçınmayı gerektirir. Occam'ın usturası mantık biliminde çürütülemez bir bilimsel sav değildir. Basit teorileri kabul ederiz çünkü kompleks teorilere göre deneylerle ölçümleyebilir, test edebilir ve doğrulayabiliriz. Ustura deyimi gereksiz argüman ve varsayımları traş ederek gerçeğe ulaşmayı ifade eder.

Occam'ın usturası 14. yüzyılda yaşamış olan felsefeci ve ilahiyatçı William of Ockham'a ithaf edilir. Aslında Ockham Leibniz'in formüle ettiği "yeter sebep ilkesi (Evrendeki tüm varlıkların bir neden sonucu var olduğu ilkesi)"ne bağlı olmayan ve tek sebebin ve gerçeğin tanrı olduğunu kabul eden bir mantıkçı idi. Bu kavramın da tanrısal konularda kullanılamayacağını belirtiyordu. Anlatacaklarımıza ters yönde düşüncelere sahip olsa da biz Occam'ı değil usturasını kullanmayı yeğliyoruz.
Occam usturasına benzer varyasyonlar düşünüldüğünde Einstein'ın "Her şeyi olabildiğince sade yapın, ama basit değil" sözü ilkeye ters gibi algılansa da bence Occam'ın usturasının yanlış kullanılmasına karşı bir söze benzer. Einstein bu cümle öncesinde karmaşık şeylerin basit ama yanlış açıklamaları vardır demiştir. "Less is more" söylemi de bu noktada akıllara gelebilir ki yine başka yönden ele alındığı "Less is bore" ile kavram karmaşasına yol açar. Occam usturası daha çok bir şeyi açıklamak için yeterli sayıda unsura sahipseniz daha fazla ve gereksiz unsurları probleme dahil etmekten kaçınmak gerekliliğini vurgular.

Kavramın gündelik hayatta bir çok pratik yararı olabilir. Örneğin bir çoğumuz bir problemin çözümünde birinci adımı atlamanın diğer tüm adımları gereksiz yere uygulamaya sebep olabileceğini biliriz. Bilgisayarınız çalışmadığında öncelikle fiş takılı mı diye bakmalı sonradan tamirat işlemlerine girişmelisiniz veya başka bir açıdan bakıp bilgisayarınızın arızalı olmasına sebep olan şeyin öncelikle ilk akla gelen ve en olası virüs, elektrik arızası gibi hatalar olabileceğini değerlendirip karmaşık işlemci ve bellek hatalarını başlangıçta yok saymanız zaman kazanmanıza yardımcı olabilir.

Dışarıda toynak sesleri duyduğunuzda zebraları değil atları düşünmelisiniz şeklinde de ifade edilen ustura söylemini pratik hayatta uygulamak mantıklı görünüyor fakat ilkenin mutlak olmadığını ve zebraların da koşuyor olabileceğini unutmamak gerekiyor. Daha önce bahsetmiş olduğum paralel evrenler kuramı, çok boyutlu evrenler ve baloncuk şeklinde çoğalan evrenler gibi her şeyin teorisini üretme yolundaki kuramların eleştirisinde Occam'ın usturasına bolca gönderme yapılmakta. Hawking de bu tür bazı kuramları, içinde bulunduğumuz evreni açıklamak için başka evrenler türetmek olarak eleştirmişti. Bir sorunun çözümü için ondan daha büyük problemler yaratmaya bazen ihtiyaç duyabiliyoruz fakat bunu yaparken bazen gerçeği kaçırıyor olabiliriz.

Din felsefesinde evreni ve varoluşu açıklamak için kullanılan Tanrı kavramı da, hiçbir şeyi açıklamayamadığı için bilimsel düşüncede konu dışı olduğu için saf dışı bırakılması gereken bir kavram olarak nitelendirilir. Yaratıcı ve akıllı tasarım düşüncesi bilimin yetersiz kaldığı ve çözümsüz sorular için daha da kompleks açıklanması mümkün olmayan bir argüman sunar. Evreni açıklamak için evrenden daha karmaşık bir önerme sunmak problemi çözmez ve açıklanması gereken yeni durumlar yaratır. Eğer bir gün evreni ve her şeyi tamamiyle açıklayabilecek bilince ve bilgiye sahip olursak durmamız gereken yeri bilmeliyiz.
Tarih: 21 Ekim 2010 Perşembe   Okunma Sayısı: 5353
Yorumlar
bac.manage
20.05.2012 02:26:11
Bayıldım makaleye. Üslubu çok iyi. Kısa, öz ve akıllıca.
Yorum Yapın
İsim:

E-Posta:

kapa
Üstteki resimde yazan kelimeyi yazınız:

Yorum:


Son Yazılar
Popüler Yazılar
Etiketler
Tavsiyeler