Antipatizan

Uyku

Uykuyu hayatımda en çok problem yaratan evre olarak görüyorum. Genel popülasyonun en az %25 'inin de uyku bozuklukları ve uyku ile ilgili şikayetleri olduğuna dair bir istatistik mevcut. İnsanların en az yarısı da hayatının bir döneminde uyku problemleri yaşıyor.

Benim problemim daha çok uyku düzeni (siklus) bozukluğu ile ilgili. Konuyla ilgili araştırma yapmadan çok önce biyolojik saatimde bir sorun olduğuna dair bir tanı yapmıştım kendime. Şöyle ki benim biyolojik saatimde bir gün yaklaşık 26 saat sürüyor bu sebeple de her gün bir öncekinden iki saat sonra uykum geliyor. Yıllardır bu nedenle uyku saatim gün içinde kayan bir döngüye sahip. Hayatımın çeşitli evrelerinde farklı uyku sorunları da yaşadığım için ve ilgilenenlere faydası olabilir umuduyla diğer uyku bozukluklarıyla ilgili de bilgilere yer vereceğim.

Ortalama insan ömrünün 3'te birini kapsayan uyku hakkında bilgilerimiz ve bilimin keşfettikleri de ilginç bir şekilde çok kısıtlı. İnceledeğim bilimsel kaynaklar birbirine tamamen zıt bilgiler içerebiliyorlar. Örneğin "neden uyuyoruz?" sorusuna verilen cevaplar bile çok farklı. Örneğin Rem uykusunu keşfeden bilim adamı William Dement'e Neden Uyuyoruz? sorusu sorulduğunda, "Bildiğim kadarıyla, Uyku uyumamızın tam anlamıyla gerçek nedeni, uykumuzun gelmesi." şeklinde cevaplamış.
Dali- SleepSalvador Dali'nin Uyku Tablosu
Uykunun nedeni konusunda dinlenme, çeşitli madde ve hormonların sentezi, hafızanın yeniden yapılandırılması, psikolojik yenilenme gibi sebepler veriliyor; fakat bu cevaplara dair kesin kanıtlar mevcut değil. Özellikle rüya konusunda bilim adamları çok farklı görüşlere sahip. Başlı başına rüyayı ele alan bir yazıyı da yakında yayınlayacağım.

Benim açımdan en önemli problemlerden biri de uykuyu bir vakit kaybı olarak görmem ki hayatımın üçte birini alan bir evre için hiç de haksız olmadığımı düşünüyorum. Internet bilmem kaç yıldır uyumayan adam (Bilmem kaç yıl 10 yıldan 90 yıla kadar uzanıyor) haberleri ile dolu iken ve bu adamların bir çoğunun hiçbir sağlık problemi yaşamadığı veya ömürlerinin kısalmadığı ortadayken uyku konusunda bir şeyleri yanlış yapıyor olabileceğimizi düşünüyorum. Fakat belirtmekte yarar var bu tür uyumayan adam haberlerinin bir çoğu atmasyon görünüyor ve bilimsel bir doğrulama içermiyorlar.
Hayvanlar alemine baktığımızda ise çok farklı uyku senaryoları mevcut, Yunuslar ve Köpek Balıkları gibi türler solunum için sürekli yüzmek zorunda oldukları için hem yüzüp hem uyuyabiliyorlar. Yılanlar ve bir çok balık türünün de göz kapakları yok ve gözleri açık uyuyorlar. Kelebekler kanatlarını kapatıyorlar ve bir çok böcek türü de yanlızca hareketsiz kalmakla yetiniyor. Hayvanlar aleminde uyku hakkında geniş bilgi için tıklayın.

Memelilerin ortak sayılabilecek bir özelliği ise uyku sırasında yapılan EEG (Elektroensefalografi: beynin elektriksel aktivitesinin grafik kaydı) ölçümlerinde yoğun bir beyinsel etkinlik gözlenmesi. Bir çok hayvan türünde uyku sadece kasları ve vücudu dinlendirmek gibi görünürken memelilerde uykunun beyinle ilişkili olduğu kesin görünüyor. Yakın zamanda fareler üzerinde yapılan bir deneyde 14 günden fazla uykusuz bırakılan farelerin ölmeye başladıkları gözlenmiş. Fakat deneyi yapan Rechtschaffen adlı bilim adamı hayvanlar üzerinde otopsi yaptığında önemli bir sağlık sorunları olmadığını, organlarında hiçbir hasar olmadığını bulmuş. Ne yazık ki bu noktada bir memeli olarak uykusuz hayatın mümkün olmadığı sonucuna varmak zorundayım fakat daha kısa bir uyku mümkün mü sorusuna yöneliyorum.
Örneğin sürekli beslenmek veya sürekli hareket etmek zorunda olan bazı canlıların çok kısa aralıklarla uyuduğu biliniyor. Böyle bir çözüm insan hayatını çok daha verimli kılabilir kanaatindeyim.

Peki bir insan ne kadar uyumalıdır? Bu soruya bir çok bilimsel kaynak farklı cevaplar veriyor. Fakat ortalama bir insanın günde 8 saat uyuduğu verisi mevcut. 3-4 saat uyku ile de sağlıklı kalınabileceği ispatlanmış. Tabi ki bebekler, gençler ve yaşlılar için uyku zamanı değişiyor.
Uyku Süresi; Yeni Doğan Bebeklerde: 16-18 saat (ilk 3 aylık dönem) Günün farklı zamanlarına yayılmış biçimde, 3 - 6 Aylık Bebeklerde: 12- 14 saat, Okul Öncesi Dönemdeki Çocuklarda: 8 - 10 saat (Gündüz ve gece uykusu), Erişkinlerde ise 6 - 8 saat olarak veriliyor. Yaşlıların daha az uyuduğu sanılıyor fakat gün içinde sık sık uykuya dalarak erişkinlerle aynı süre uyudukları söyleniyor.

Uyku yoksunluğu durumunda 3 gün sonunda gerginlik, sinirlilik, zamanı bilememe, hayal görme, kekeleme, konuşulanları anlayamama gibi belirtilerin ortaya çıktığı, daha uzun sürede ellerde titreme, vücutta yanma ve ağrılar ve görme bozukluğunun başladığı deneylerle gözlemlenmiş. İnsanlarda bilimsel olarak en fazla 11 gün uykusuzluğa dayanabilme durumu gözlemlenmiş. Tekrar belirteyim hiç uyumayan adam haberleri bilimsel kanıt olarak değerlendirilemez.

Uykunun 4 evresi var, bunlar; Uykuya dalış, yüzeyel uyku, derin uyku ve rüya görme sıklığının arttığı REM (rapid eye movement: hızlı göz hareketleri). Uyku evrelerinin süreleri de uykunun bünyeye yetip yetmemesi üzerinde etkili. Şöyle ki uyku sırasında derin uyku süreniz daha fazla ise az bir uyku yetebiliyor.
Bazen 3 saat uyuyup tüm uyku ihtiyacımızın giderildiği, gayet zinde bir gün geçirdiğiniz olmuştur. Ben bu konu üzerinde yoğunlaşıp doğru zamanda uyanma ve etkin uyku metodlarının geliştirilmesi ile gelecekte uykunun insan için daha az problem olacağını düşünüyorum. Uyku evrelerimizi ölçen, doğru zamanda uyanmayı sağlayan, daha konforlu ve teknolojik yataklar geliştirilebilir. Aslında günümüz teknolojisi bunu yapmaya muktedir görünüyor.
Bildiğim kadarı ile NASA'nın uzayda görev alan astronotlar için bazı uyku çalışmaları var. Bunlardan biri de Polyphasic sleep: Çok fazlı Uyku; Tüm güne yayılmış şekilde, kısa aralıklarla, parçalar halinde toplamda 2 - 5 saat aralığında uyuma yöntemi. Aslında yöntemi J.S. Szymanski adında bir psikolog geliştirmiş. Polifazik uyku yöntemini bizzat deneyip hakkında bir yazı hazırlamayı düşünüyorum.

Biyolojik Saat
İnsanların biyolojik saatinin 23 saat 47 dakikadan 24 saat 48 dakikaya çıkabileceğini ortaya koyan bir NASA araştırmasında geceleri iki kez 45 dakika süre ile denekler çok parlak ışığa maruz bırakılmış ve iki ay içinde biyolojik saatlerinin değişmesi sağlanmış. Bu deneyin amacı insanları 25 saatlik mars gününe hazırlamak olsa da kendi uyku sorunum hakkında çıkarımlar yaptım. Sanırım biyolojik saatimde doğuştan gelen bir problem yok, geceleri kendimi bilgisayar ve okuma nedeni ile çok fazla ışığa maruz bırakıyor olabilirim.

Uyku konusu oldukça derin görünüyor, hemen belirteyim rüyalar, insomnia, narkolepsi gibi uyku hastalıkları ve lucid dreaming hakkındaki yazılarımı farklı başlıklarda hazırlıyorum, "Uyku ve Evrim" yazım ise yolda.

Hayvanlar ve Uyku:
http://www.focusdergisi.com.tr/doga/00095/
48 Yıldır Uyumayan adam:
http://www.haber10.com/haber/116634/
Türk Uyku Tıbbı Derneği
http://www.tutd.org.tr
Tarih: 21 Haziran 2010 Pazartesi   Okunma Sayısı: 3608
Yorumlar
Siz de bir şeyler yazın:
Yorum Yapın
İsim:

E-Posta:

kapa
Üstteki resimde yazan kelimeyi yazınız:

Yorum:


Son Yazılar
Popüler Yazılar
Etiketler
Tavsiyeler